Gezi Tarihi: Ekim 2013
Rodos’a Santorini üzerinden deniz yolu ile geçmiştik. Santorini
maceramızı okuduysanız eğer, bir gece vakti Blue Horizon adlı gemi ile Rodos’a
geçtğimizi zaten biliyorsunuzdur. Gece vakti gemide boş bulduğumuz koltukta
uyumak hiç rahat değildi zira gemide tüm ışıklar yanıyordu ve televizyonların
sesleri de hayli açıktı. Bu arada televizyonların açık olmasına mı yanalım
yoksa televizyonda Aşk-ı Memnu dizisinin olmasına mı üzülelim bilemedik. Yorgun
olmamızdan mütevellit tüm bu hengâmeye rağmen uyumuşuz, yorgunluk hiçbir şeyi dinlemiyor. Öğleye doğru Rodos limanına girdiğimizde artık yeni bir macera
başlıyordu bizim için; Rodos!
 |
| Merhaba Rodos! |
 |
| Yunanca altyazı ile Türk dizisi keyfisi :) |
 |
| Işıklar ve televizyonlar gece boyunca açık kaldı. |
Rodos adasının nüfusu yaklaşık 115bin. Bunun yine yaklaşık
kırk bini Türk kökenli (yani kökeni Türk, bu kadar Türk var demek istemedim zira bu konuda yanlış bilgi olduğunu düşünenler oldu, vikipedia 4 bin Türk yaşadığını söylüyor ancak benim verdiğim bilgiyi Rodos'daki kütüphane görevlisinden aldık, kökeni Türk olanların sayısını 40 bin olarak vermiş, bu şekilde notr almışım, yanlış anlaşılmasın) olduğu için ada size pek de yabancı gelmeyecektir. Old
Town denilen bölgeyi gezdiğinizde ne kadar çok cami olduğunu görecek ve
şaşıracaksınız. Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi’nin şu anki sahipleri ile Türk
dizileri üzerine yine Türkçe sohbet etmek ve kütüphanenin duvarında ulu önder
Mustafa Kemal Atatürk’ün posterini görmek harika bir duyguydu.
 |
| İbrahim Paşa Camii |
 |
| Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi bağışlarınızı bekliyor. |
Adaya ilk geldiğimizde otelimize gitmeden önce yapmamız gereken
bir şey vardı; eve dönüş bileti almak. Rodos’dan Marmaris’e yaklaşık bir saate
giden, uygun fiyatlı Express turlar varmış. Ertesi gün için hemen iki tane
edindik ve otelimize yerleştik. Buradaki otelimizi de internetten daha önce ayırttığımız
için hiçbir sorun yaşamadık ve eşyalarımızı bırakıp doğruca adayı keşfe çıktık.
 |
| Dondurmacı geldi hanııım.. |
 |
| Old Town sokakları |
 |
| Sokaklar.. |
 |
| Old Town bu tip dar sokaklar ile örülmüş labirent gibi |
Rodos’da bir günümüz olduğu için fazla dağılmamaya karar
verdik. Zira Rodos, Santorini’den kat be kat büyük bir ada. Değil iki gün,
yaklaşık beş altı gün anca yeter diye düşünüyoruz hakkıyla gezmek için. Biz de
otelimize beş dakikalık yürüme mesafesinde olan Old Town’a öncelik verdik.
Antalya’daki Kaleiçi gibi daracık sokakların ördüğü, eski taş evlerin
süslediği, camileri, kahvehaneleri ve manzaralı saat kulesi ile günümüzün nasıl
geçtiğini anlamadığımız bir tur oldu Old Town gezisi. Rodos merkezde cami çok
ancak ibadete açık sadece İbrahim Paşa Camii var. O da sadece bayramlarda
ibadete açılıyormuş, camimin imamı anlattı. Üzüldük. Beş vakit namaza da izin
verilebilirdi kanımca.
 |
| Rodos merkezdeki saat kulesinden görünüm |
 |
| Palace of the Grand Master of the Knights |
Yol üzerinde görüp de beğendiğimiz bir restorana akşamüstü
dönüş yolumuzda uğrayıp deniz ürünleri temalı bir ziyafet çektik. Ardından
otelimize dönüp Yunanistan’daki son gecemizi tamamladık. Ertesi günü kıyıya
inip deniz kenarını gezdik. Ekim başı olmasına karşın (ve esintinin vermiş
olduğu soğukluk ile birlikte) denize girenler hatta kumsalda güneşlenenler bile
vardı. Güzel fotoğraf kareleri ve hoş anılarla gün sonunda Marmaris teknemize
binerek yaklaşık bir saatte Marmaris limanına ulaştık. Eğer çok eşyanız yoksa
limandan otogara kadar yürüyebilirsiniz, arada fazla mesafe yok.
 |
| Ada sahillerinde bekliyorum.. |
 |
| Rodos Limanı'nda bulunan heykellerden biri |
 |
| 1900'lerin başına kadar bizim elimizde olan Rodos adasında, kültürümüzden de izler görmek mümkün. |
Atina, Santorini ve Rodos gezilerimizin sonucu olarak biz
çok memnun kaldık bu Yunanlılardan. Zaten aksini beklemek de haksızlık olurdu.
Gayet neşeli insanlar. Rodos’taki akşam yemeğimizde, Türk olduğumuzu duyunca
Mastika’yı çalarak bizi gülümseten, çat pat Türkçesiyle bizimle sohbet etmeye
çalışan çalgıcı amcayı ve torununu unutmayacağız mesela. Ya da bize Türkçe
selam vererek uğurlayan Kostas’ı unutmayacağız.
 |
| Bizi evimize getiren Marmaris Express |
Geçmişte üzücü olaylar yaşanmış olabilir ancak ön yargıları
artık kırmak gerektiğini düşünüyoruz. Düşmanlık filan yok aramızda. Ege
denizini paylaşan komşularız sadece. Yunan’dan dost bile olur, sonuçta milli
içkimiz rakı aramızda. Hatta mezemiz, zeytinyağlılarımız bile aynı. Ya da
tatlılarımız baklava, helva… Neyse kısa keselim. Bir balayı alternatifi olarak
Yunan adaları hayli güzel ve tercih edilesi yerler. Atina ile Santorini arası
yol üzerinde uğradığımız Ios veya Kos adaları gibi sürüyle saklı cennetleri
mevcut Yunanistan’ın. Belki bir gün sizinle de orada karşılaşırız, ne dersiniz.
Bir dahaki yazıda görüşmek üzere, efcharistó !
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder