5 Eylül 2018 Çarşamba

Rodos Adasına Kısa Bir Bakış

Gezi Tarihi: Ekim 2013

Rodos’a Santorini üzerinden deniz yolu ile geçmiştik. Santorini maceramızı okuduysanız eğer, bir gece vakti Blue Horizon adlı gemi ile Rodos’a geçtğimizi zaten biliyorsunuzdur. Gece vakti gemide boş bulduğumuz koltukta uyumak hiç rahat değildi zira gemide tüm ışıklar yanıyordu ve televizyonların sesleri de hayli açıktı. Bu arada televizyonların açık olmasına mı yanalım yoksa televizyonda Aşk-ı Memnu dizisinin olmasına mı üzülelim bilemedik. Yorgun olmamızdan mütevellit tüm bu hengâmeye rağmen uyumuşuz, yorgunluk hiçbir şeyi dinlemiyor. Öğleye doğru Rodos limanına girdiğimizde artık yeni bir macera başlıyordu bizim için; Rodos!
Merhaba Rodos!
Yunanca altyazı ile Türk dizisi keyfisi :)

Işıklar ve televizyonlar gece boyunca açık kaldı.

Rodos adasının nüfusu yaklaşık 115bin. Bunun yine yaklaşık kırk bini Türk kökenli (yani kökeni Türk, bu kadar Türk var demek istemedim zira bu konuda yanlış bilgi olduğunu düşünenler oldu, vikipedia 4 bin Türk yaşadığını söylüyor ancak benim verdiğim bilgiyi Rodos'daki kütüphane görevlisinden aldık, kökeni Türk olanların sayısını 40 bin olarak vermiş, bu şekilde notr almışım, yanlış anlaşılmasın) olduğu için ada size pek de yabancı gelmeyecektir. Old Town denilen bölgeyi gezdiğinizde ne kadar çok cami olduğunu görecek ve şaşıracaksınız. Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi’nin şu anki sahipleri ile Türk dizileri üzerine yine Türkçe sohbet etmek ve kütüphanenin duvarında ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün posterini görmek harika bir duyguydu. 
İbrahim Paşa Camii

Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi bağışlarınızı bekliyor.

Adaya ilk geldiğimizde otelimize gitmeden önce yapmamız gereken bir şey vardı; eve dönüş bileti almak. Rodos’dan Marmaris’e yaklaşık bir saate giden, uygun fiyatlı Express turlar varmış. Ertesi gün için hemen iki tane edindik ve otelimize yerleştik. Buradaki otelimizi de internetten daha önce ayırttığımız için hiçbir sorun yaşamadık ve eşyalarımızı bırakıp doğruca adayı keşfe çıktık. 
Dondurmacı geldi hanııım..

Old Town sokakları

Sokaklar..

Old Town bu tip dar sokaklar ile örülmüş labirent gibi

Rodos’da bir günümüz olduğu için fazla dağılmamaya karar verdik. Zira Rodos, Santorini’den kat be kat büyük bir ada. Değil iki gün, yaklaşık beş altı gün anca yeter diye düşünüyoruz hakkıyla gezmek için. Biz de otelimize beş dakikalık yürüme mesafesinde olan Old Town’a öncelik verdik. Antalya’daki Kaleiçi gibi daracık sokakların ördüğü, eski taş evlerin süslediği, camileri, kahvehaneleri ve manzaralı saat kulesi ile günümüzün nasıl geçtiğini anlamadığımız bir tur oldu Old Town gezisi. Rodos merkezde cami çok ancak ibadete açık sadece İbrahim Paşa Camii var. O da sadece bayramlarda ibadete açılıyormuş, camimin imamı anlattı. Üzüldük. Beş vakit namaza da izin verilebilirdi kanımca. 
Rodos merkezdeki saat kulesinden görünüm

Palace of the Grand Master of the Knights

Yol üzerinde görüp de beğendiğimiz bir restorana akşamüstü dönüş yolumuzda uğrayıp deniz ürünleri temalı bir ziyafet çektik. Ardından otelimize dönüp Yunanistan’daki son gecemizi tamamladık. Ertesi günü kıyıya inip deniz kenarını gezdik. Ekim başı olmasına karşın (ve esintinin vermiş olduğu soğukluk ile birlikte) denize girenler hatta kumsalda güneşlenenler bile vardı. Güzel fotoğraf kareleri ve hoş anılarla gün sonunda Marmaris teknemize binerek yaklaşık bir saatte Marmaris limanına ulaştık. Eğer çok eşyanız yoksa limandan otogara kadar yürüyebilirsiniz, arada fazla mesafe yok. 
Ada sahillerinde bekliyorum..

Rodos Limanı'nda bulunan heykellerden biri

1900'lerin başına kadar bizim elimizde olan Rodos adasında, kültürümüzden de izler görmek mümkün.

Atina, Santorini ve Rodos gezilerimizin sonucu olarak biz çok memnun kaldık bu Yunanlılardan. Zaten aksini beklemek de haksızlık olurdu. Gayet neşeli insanlar. Rodos’taki akşam yemeğimizde, Türk olduğumuzu duyunca Mastika’yı çalarak bizi gülümseten, çat pat Türkçesiyle bizimle sohbet etmeye çalışan çalgıcı amcayı ve torununu unutmayacağız mesela. Ya da bize Türkçe selam vererek uğurlayan Kostas’ı unutmayacağız. 
Bizi evimize getiren Marmaris Express

Geçmişte üzücü olaylar yaşanmış olabilir ancak ön yargıları artık kırmak gerektiğini düşünüyoruz. Düşmanlık filan yok aramızda. Ege denizini paylaşan komşularız sadece. Yunan’dan dost bile olur, sonuçta milli içkimiz rakı aramızda. Hatta mezemiz, zeytinyağlılarımız bile aynı. Ya da tatlılarımız baklava, helva… Neyse kısa keselim. Bir balayı alternatifi olarak Yunan adaları hayli güzel ve tercih edilesi yerler. Atina ile Santorini arası yol üzerinde uğradığımız Ios veya Kos adaları gibi sürüyle saklı cennetleri mevcut Yunanistan’ın. Belki bir gün sizinle de orada karşılaşırız, ne dersiniz. 

Bir dahaki yazıda görüşmek üzere, efcharistó !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Orta Avrupa (Prag-Viyana) Gezisi

Gezi Tarihi: Eylül 2019 Herkese merhaba. Salzburg yakınlarındaki Mondsee gölü ve St.Lorenz kasabası Kısa bir aranın ardından tekrar ...